Eylül 2017'de yaşanan Irma kasırgasından sonra Miami Beach’in Art Basel’e kadar nasıl toparlanacağı merak konusu olmuştu. Kasırga, şehirdeki önemli müzelere doğrudan isabet etmemiş olsa da kongre merkezi dahil pek çok sanat merkezi yeniden yapılandırıldı. Kongre merkezinin bitişiğindeki sokaklar halen bariyer ve brandalarla çevriliydi.
Bu yıl 32 ülkeyi temsilen 268 galeriyi ağırlayan fuar sayesinde sanat ruhu dört gün boyunca tüm Miami’ye yayıldı. Sanatçı ve koleksiyoncu konuşmaları, stüdyo ziyaretleri ve çok sayıda özel resepsiyonlar gerçekleştirildi. Hepsini 4 gün içerisinde görüp deneyimlemek elbette mümkün değildi ancak Art Basel Miami yaklaşık 80 bin ziyaretçiye lezzetli bir sanat deneyimi sundu. Özellikle Jean Michel Basquiat'ın gençlik yıllarına dair yeni bir belgesel de dahil olmak üzere sunulan film serisi fuarda öne çıkan unsurlardandı.
Ziyaretçiler için 22 bin metrekarelik fuarda sunulan binlerce parça arasında yeni cevherler bulmak zor olsa da küçük keşifler çok heyecan vericiydi. Örneğin Paris merkezli Nathalie Obadia Galeri’de karşılaştığımız İranlı sanatçı Shahpour Pouyan'ın pirinç kağıdı üzerine yaptığı eseri çok etkileyiciydi. Genç yetenekler arasında gösterilen Pouyan’ın eserindeki altın kavisler, mavi arka plan ve zarifçe işlediği hat sanatı hem naif hem de dini tasvir konusunda son zamanlarda gerçekleştirilen saldırılar için bir metafor niteliğindeydi.
Shahpour Pouyan'ın eseri
Bu fuarın kaçırılmayacak sergilerinden biri de, İranlı bir mekan olan Applicat Prazan Galeri’deki sergiydi. Aralarında Otto Freundlich, Nicolas de Stael ve Hans Hartung gibi usta sanatçıların eserlerinin de yer aldığı sergide, 1950'lerden Jean Helion'ın "Trois Nus et le Gisant" ("Üç Çıplak ve Uzanan Adam") adlı eseri ilgi gören çalışmalardandı.
Jean Helion'ın "Trois Nus et le Gisant"
Art Basel Miami kapsamında gezilen yan fuarlar da ziyaretçilerden yoğun ilgi gördü. Bunların arasında Design Miami, aileyle daha fazla zaman geçirmekten yana olan bir tema benimsemişti. Tasarımları samimi ve doğal nesneler oluşturuyordu. Design Miami’de markasını dünyaya kabul ettiren başarılı sanatçı Sevan Bıçakçı ile karşılaştık. Sadece bir mücevher ustası değil aynı zamanda değerli bir sanatçı olan Sevan Bıçakçı’nın standına ilgi çok yoğundu.
Zuhal Demirarslan - Sevan Bıçakçı
Art Basel süresi boyunca şehrin her yerinde süprizler vardı. Kumsalın üzerine yerleştirilmiş dev çadırdan oluşan Scope fuarı da bu süprizlerden biriydi. Türk sanatçılardan Alea Pınar Du Pre ve Emre Yusufi’nin eserleri Scope’ta sergilenenler arasındaydı. Ayrıca Türkiye’den Galeri Binyıl da yine Scope’ta yerini almıştı. İki Türk galerisi Gallery Zilberman ve Galerist Untitled’da, C24 galeri ise Art Miami’de bulunuyordu.
Miami Beach’deki Bass Müzesi'nde ise Art Basel deneyimini benzersiz kılan eserler vardı. Müzedeki sergiler arasında hem melankolik hem de şaşırtıcı kurgusuyla İsviçreli sanatçı Ugo Rondinone “Yalnızlığın sözlüğü” adlı enstalasyonu ile tüm ilgileri üzerine çekti. Yüzlerinde bıkkınlık ve yorgunluk ifadesiyle 45 manken palyaçonun galeri zeminine oturduğu sergi, fuarda birkaç gün geçirdikten sonra tükenmiş ziyaretçilerin durumuna uygun bir kurgu niteliğindeydi.
Ugo Rondinone “Yalnızlığın sözlüğü”
Art Basel Miami kimine göre ticari bir fuar, kimine göreyse şıklık, zenginlik ve yaratıcılığın birarada olduğu bir sirki andırsa da, sunduğu doyurucu ve eğlenceli sanat etkinlikleri ile daha uzun yıllar sanatseverlerin ajandalarında ilk sırada yer alacağa benziyor.
Carole Feuerman'ın eseri ile ben :)